15 Eylül 2026, 04:24:15
Dolar 48,6267
Euro 56,2148
Altın 6.716,92
BİST 14.235,83
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun 21°C
Hafif Yağmurlu
Giresun
21°C
Hafif Yağmurlu
Çar 22°C
Per 21°C
Cum 21°C
Cts 22°C

Özelleştirmelerde; Alman Usulü Hesap, AKP Usulü Bol Kese!  

09.09.2026 17:49
10

Özelleştirmelerde; Alman Usulü Hesap, AKP Usulü Bol Kese!  

Journalist Author; C.Sezgin  

GÖZLEMLER ve DÜŞÜNCELER:  

VARAN 150  

TÜRKİYE’de, ÖZELLEŞTİRME Programı ve Uygulamaları; ilk kez 1986 yılında Turgut Özal’ın Başbakanlığındaki Anavatan Partisi (ANAP) döneminde resmen başlamıştır.  

1986’dan bu yana gerçekleştirilen toplam özelleştirme tutarlarının ve miktarının çok büyük bir kısmı (yaklaşık yüzde 85-90’lık büyük oran ve 60 milyar doların üzerindeki tutar) 2002 sonrasındaki AK Parti Hükümetleri döneminde gerçekleşmiştir.  

* * *  

AK Parti’nin tek başına iktidara geldiği 3 Kasım 2002 seçimlerinin ardından kurulan 58. ve 59. hükümetlerde Maliye Bakanlığı görevine getirilen Kemal Unakıtan, bu dönemdeki agresif özelleştirme politikalarının baş mimarı olmuştur. Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın (ÖİB) doğrudan Maliye Bakanlığı’na bağlı olarak çalıştığı bu süreçte, Türkiye tarihinin en büyük kamu satışları ve ihaleleri (TÜPRAŞ, Türk Telekom, PETKİM, ERDEMİR vb.) onun döneminde başlatılmış veya tamamlanmıştır.  

Unakıtan’ın o dönem özelleştirme süreçleriyle ilgili söylediği “Babalar gibi satarım” ve “Sat sat bitmedi” gibi ifadeler de dönemin ekonomi politikalarını simgeleyen meşhur sözler arasında yer almıştır.  

Bu dönemde Telekomünikasyon, Enerji Dağıtım, Limanlar, Şans Oyunları, Otoyollar ve Sümerbank, Tekel gibi büyük Kamu İktisadi Teşebbüsleri’ne (KİT) ait pek çok Kurum ile Tesis; Özel Sektöre Devredilmiştir..  

* * *  

Sürecin devamında bu kez de 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü dahil olmak üzere toplam 2 boğaz köprüsü, 8 otoyol ve 2 çevre otoyolunun 30 yıllığına işletme hakkı devri yöntemiyle özelleştirilmesi kararlaştırıldı.  

Özelleştirme Kapsamındaki Varlıklar:  

Köprüler: 15 Temmuz Şehitler Köprüsü (Boğaziçi Köprüsü) ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü.  

Otoyollar: Edirne-İstanbul-Ankara, Pozantı-Tarsus-Mersin, Tarsus-Adana-Gaziantep, Toprakkale-İskenderun, Gaziantep-Şanlıurfa, İzmir-Çeşme, İzmir-Aydın ve Niğde-Pozantı otoyolları.  

Çevre Yolları: Ankara ve İzmir çevre otoyolları, Gaziantep Çevre Otoyolu ile Bursa Çevre Otoyolu’nun Çağlayan Kavşağı-Yenişehir Kavşağı arasındaki bölümü.  

* * *  

TÜRKİYE’de gidişat bu yöndeyken, VAKA’ya; ALMANYA’dan Örnek verelim;  

ALMANYA’daki işleyiş tamamen veya büyük oranda devlete ait olan, özelleştirilmemiş çok sayıda önemli kamu kurumu ve dev işletme bulunmaktadır.  

Almanya 1990’lardan sonra Telekomünikasyon ve Posta gibi sektörlerde büyük özelleştirmeler gerçekleştirmiş olsa da.. Stratejik Altyapı, Ulaşım, Finans ve Kamu Hizmetleri gibi kritik alanlarda devletin tam mülkiyetini koruduğu veya hakim ortak olduğu yapılar mevcuttur.  

* * *  

Türkiye: “Tam Blok Satış” ve Gelir Odaklılık!  

Türkiye, özellikle 1980’lerden sonra başlayan ve 2000’li yıllarda hız kazanan süreçte daha radikal ve kapsamlı bir özelleştirme modeli benimsemiştir.  

Blok Satışlar: Telekomünikasyon (Türk Telekom), Enerji Dağıtım Şebekeleri, Limanlar, Şeker Fabrikaları ve Petrokimya (Petkim) gibi devlete ait stratejik varlıkların büyük kısmı blok satış yöntemiyle ya da işletme hakkı devriyle doğrudan özel sektöre (yerli ve yabancı konsorsiyumlara) devredilmiştir.  

* * *  

Eğitim, Sağlık, Ulaşım ve Enerji gibi alanlar birer ticari meta değil, Anayasal Kamusal haktır.  

Şirketlerin tek bir amacı vardır: Kâr etmek.  

Oysa Devletin amacı kâr değil, vatandaşına hizmet etmektir.  

Sağlığı, Eğitimi ve Adaleti özelleştirirseniz, parası olmayanın yaşama hakkını elinden almış olursunuz. Devlet bir şirket gibi yönetilemez, çünkü vatandaş bir müşteri değildir.  

* * *  

Özelleştirmenin rekabet getireceği iddiasıyla savunulur ancak, genellikle özel tekeller yaratır.  

Özelleştirmenin verimlilik ve ucuzluk getireceğini söyleyenler, elektrik, doğalgaz veya telekomünikasyon özelleştirmelerinden sonra katlanan faturalara baksınlar. Kamu tekeli vatandaşın lehine sübvanse edilebilirken, özel sektör tekeli vatandaşı tamamen insafsız piyasa koşullarına mahkûm ediyor. 

* * *  

Limanlar, Fabrikalar, Haberleşme ve Savunma Sanayii gibi alanlar ülkenin ulusal güvenlik unsurlarıdır.  

Bir ülkenin Limanlarını, Fabrikalarını, İletişim Altyapısını ve yer altı kaynaklarını yabancı veya yerli holdinglere satmak ekonomik hamle değil, stratejik bir intihardır. Kriz anında kâr etmeyen hiçbir özel şirket tank üretmez, sınırda lojistik sağlamaz ya da bedava iletişim sunmaz. Stratejik kurumlar satılamaz! 

* * *  

Özelleştirme yanlıları genelde “Kamu kurumları zarar ediyor, yük oluyor” der.  

Bir kamu kurumunun zarar etmesi, onun satılmasını değil, kötü yönetildiğini gösterir. Çözüm, o kurumu yok pahasına birilerine peşkeş çekmek değil; liyakatli kadrolarla verimli hale getirmektir. Evin çatısı akıtıyor diye evi satmazsınız, çatıyı tamir edersiniz. 

Bakış Açınızı Bu Kapsamda Değiştirin. 

(Giresun Hürses/09.09.2026) 

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.