30 Temmuz 2026, 16:12:30
Dolar 47,4150
Euro 54,5489
Altın 6.218,19
BİST 13.369,57
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Giresun 21°C
Çok Bulutlu
Giresun
21°C
Çok Bulutlu
Cum 25°C
Cts 26°C
Paz 27°C
Pts 27°C

Kelimeler Değişse de; Tarih Değişmez!  

27.07.2026 17:02
13

Kelimeler Değişse de; Tarih Değişmez!  

Journalist Author; C.Sezgin  

GÖZLEMLER ve DÜŞÜNCELER:  

VARAN 137  

 

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in, müfredatta “Kurtuluş Savaşı” ifadesi yerine “Milli Mücadele” kavramının kullanılacağını açıklarken sarf ettiği, “Neyden kurtuluyoruz? Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı.” şeklindeki değerlendirmesi, doğal olarak kamuoyunda geniş bir tartışma başlattı.  

 

Öncelikle şu gerçeğin altını çizmek gerekir: “Milli Mücadele” ve “Kurtuluş Savaşı” kavramları; tarih yazımında zaman zaman birbirini tamamlayan ifadeler olarak kullanılmaktadır.  

“Kurtuluş Savaşı” kavramı, Türk milletinin işgal altındaki vatanını bağımsızlığına kavuşturmak için verdiği askeri ve siyasi mücadelenin yerleşik adıdır ve toplum hafızasında güçlü bir karşılığa sahiptir.  

* * *  

“Milli Mücadele” kavramı tarih yazımında uzun yıllardır kullanılan meşru ve yerleşik bir ifadedir. Ancak “Kurtuluş Savaşı” da aynı tarihsel dönemi anlatan, Cumhuriyet’in kuruluş anlatısında önemli bir yer edinmiş bir kavramdır. Tartışmanın merkezinde de tam olarak bu nokta bulunuyor: Bir kavramın tercih edilmesi, diğerinin neden geri plana itildiği sorusunu beraberinde getiriyor.  

* * *  

1918 Mondros Mütarekesi’nin ardından Anadolu’nun birçok bölgesi İtilaf Devletleri tarafından işgal edildi. 15 Mayıs 1919’da İzmir’in işgali, milletin vicdanında derin bir yara açtı. Ardından 19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa’nın Samsun’a çıkışıyla direniş örgütlü bir yapıya dönüştü.  

Havza ve Amasya Genelgeleri, Erzurum ve Sivas Kongreleri, TBMM’nin açılması ve ardından kazanılan cephe savaşları; hepsi aynı hedefe hizmet etti: Bağımsız bir Türkiye.  

*   *   * 

Bugün bu mücadeleyi hangi kavramla anlatırsanız anlatın değişmeyen gerçek şudur:  

Türk milleti emperyalist işgale karşı tarihinin en büyük bağımsızlık savaşlarından birini vermiştir.  

Bu mücadelede yalnızca cephedeki askerler değil; kadınlar, çocuklar, köylüler, öğretmenler ve isimsiz kahramanlar da yer aldı. Aynı zamanda işgal güçleriyle iş birliği yapanlar, direnişe karşı çıkan çevreler ve çeşitli iç isyanlar da tarihin kayıtları arasındadır.  

Buna rağmen millet ortak iradesini Mustafa Kemal Paşa’nın önderliğinde birleştirmeyi başarmıştır.  

*   *   * 

Eğitim politikalarının temel amacı, tarihî olayları tartışmasız dogmalar hâline getirmek değil; öğrencilerin kaynaklara dayalı, eleştirel ve doğru bilgiyle buluşmasını sağlamaktır. Ancak, bunu yaparken toplumun ortak hafızasında yer etmiş kavramların neden kullanıldığını ve hangi tarihsel bağlamı ifade ettiğini de göz ardı etmemek gerekir.  

Çünkü kelimeler değiştirilebilir.  

Fakat Çanakkale’nin, Sakarya’nın, Dumlupınar’ın, 19 Mayıs’ın ve 29 Ekim’in anlamı değişmez.  

Bir milleti ayakta tutan sadece sınırları değil, ortak hafızasıdır.  

Tarih, onu unutanları değil; onu doğru anlayıp geleceğe taşıyanları yazar.  

Bakış Açınızı Bu Kapsamda Değiştirin! 

(Giresun Hürses/27.07.2026)  

 

 

 

 

 

 

REKLAM ALANI
YORUMLAR

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.